Blog
7–14 Şubat Doğumsal Kalp Hastalıkları Haftası: Bir Kalp Atımı Kadar Yakın

7–14 Şubat Doğumsal Kalp Hastalıkları Haftası: Bir Kalp Atımı Kadar Yakın

Doğumsal kalp hastalıkları da (DKH) çoğu zaman insanın aklına gelmiyor. Ta ki bir bebeğin nefesi hızlanana, rengi solana, emmeyi bırakana kadar…

Oysa Doğumsal kalp hastalıkları, sandığımızdan daha yaygındır. Doğumdan itibaren mevcut olan kalp-damar yapısındaki bozuklukları kapsayan Doğumsal kalp hastalıkları, yaklaşık 100 yenidoğan bebekten 1’ ini etkiler. Ülkemizde yılda yaklaşık 15.000 bebek doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya gelmektedir. 

Bu yazı “korkutmak” için değil; erken fark etmenin hayat kurtardığını hatırlatmak içindir.


Doğumsal kalp hastalığı tam olarak nedir?

DKH, kalbin odacıkları, kapakları veya büyük damarlarının gelişiminde ortaya çıkan farklı tabloların genel adıdır. Bazıları hafif seyreder ve sadece izlem gerekir; bazıları ise yaşamın ilk günü veya haftalarında müdahale gerektirebilir.

DKH’lerin bir kısmı gebelikte ultrasonda görülebilir, ama hepsi değil. Bu yüzden doğum sonrası tarama ve dikkat çok önemlidir.


Yeni doğanda “alarm” veren belirtiler

Bebeklerde kalp hastalıkları bazen “sinsi” başlar. Şunlar özellikle önemlidir:

  • Morluk (özellikle dudaklar/dil çevresi; sadece eller-ayaklar soğukken olan hafif morarmadan farklı)
  • Hızlı nefes alma, inleme, göğüste çekilme
  • Emmede zorlanma, çabuk yorulma, terleme
  • Kilo alamama
  • Sürekli huzursuzluk veya tam tersi belirgin halsizlik

Bu belirtiler tek başına “kesin kalp hastalığı” demek değildir ama ciddiye alınmayı hak eder.


Hayat kurtaran basit adım: Nabız oksimetre (pulse oksimetre) taraması

Kritik doğumsal kalp hastalıklarının bir kısmı taburcu olana kadar belirti vermeyebilir. Bu yüzden dünyada ve Türkiye’de, yenidoğanın oksijen satürasyonunu ölçen nabız oksimetre ile tarama önerilmekte ve yapılmaktadır. 

Ülkemizde, bu tarama ulusal program olarak yaygınlaştırılacak ve Temmuz 2026 itibariyle zorunlu olarak uygulanacaktır. 

Ebeveynler için pratik öneri: 

Doğum yaptığınız yerde “Bebeğime taburcu olmadan önce nabız oksimetre taraması yapıldı mı?” diye sormak, gereksiz bir soru değildir.


Hamilelikte risk varsa: Fetal Ekokardiyografi

Bazı durumlarda (ailede DKH öyküsü, annede diyabet, bazı enfeksiyonlar/ilaçlar, ultrasonda şüpheli bulgu vb.) hekiminiz Fetal EKO önerebilir.

Ama önemli olan nokta: “Risk yoksa da sıfır değildir.”

Bu yüzden doğum sonrası tarama ayrı bir güvenlik sağlar.


“Görünmez kahramanlar”: DKH ile büyüyen çocuklar ve yetişkinler

Tıp ilerledikçe, DKH ile doğan bebeklerin çok daha büyük kısmı erişkin yaşa ulaşıyor. Bu da yeni bir ihtiyacı ortaya çıkarıyor: uzun dönem takip.

Takip de sadece “kalp sesi var mı?” değil; aynı zamanda egzersiz kapasitesi, ritim bozukluğu riski, endokardit (kalp içi enfeksiyon) riski, gebelik planı (kadın hastalarda) gibi durumlara da bakılır.


Ne öğrendik ?

  1. DKH her 100 bebekten 1’inde görülüyor.
  2. Morarma/emmeme/hızlı nefes alarm olabilir.
  3. Taburcu olmadan pulse oksimetre taraması yapıldı mı?
  4. Mavi bebek’ tek belirti değildir.
  5. Kalp hastalığı her zaman üfürümle yakalanmaz

Bilgi, panik değil, güç verir

Doğumsal kalp hastalıkları “nadir bir felaket” değil; toplumda düşündüğümüzden daha sık ve doğru yaklaşımla yönetilebilen bir durum. Farkındalık haftası da bunun için var: erken tanı, doğru yönlendirme, düzenli takip.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir